Nahivci ile Gemici Hikayesi

07.03.2026 149 Okunma

Bir nahivci (dil bilgisi alimi), günün birinde bir gemiye bindi. Kendini çok beğenen ve bilgisiyle gururlanan bu alim, gemiciye dönerek küçümseyici bir tavırla sordu:

— "Sen hiç nahiv (dil bilgisi) okudun mu?"

Gemici boynunu büküp "Hayır" cevabını verince, nahivci acıyarak baktı:

— "Çok yazık, ömrünün yarısı yok oldu gitti!" dedi.

Gemicinin kalbi bu söze çok kırıldı ama o anlık sustu, karşılık vermedi. Derken şiddetli bir rüzgar çıktı ve gemiyi korkunç bir girdaba sürükledi. Gemi batmak üzereyken gemici, korkudan ne yapacağını şaşıran nahivciye yüksek sesle sordu:

— "Ey alim! Hiç yüzme bilir misin? Söyle bana!"

Nahivci çaresizce çırpınarak:

— "Hayır, ey tatlı dilli, güzel yüzlü gemici! Yüzme bilmem..." dedi.

Bunun üzerine gemici, taşı gediğine koydu:

-Gemici- dedi: "Ey nahivci! Ömrünün tümü yok oldu. Çünkü gemi bu girdaplarda batıyor."

🌿

Kıssadan Hisse

Burada nahiv (gramer) bilmek değil, mahvolmayı (hiçliği) bilmek gerekiyor. Mahvolmayı biliyorsan, tehlikesizce suya gir. Deniz suyu ancak ölüyü başının üzerine koyar ve taşır. Diri olan, çırpınan kişi denizden nasıl kurtulur?

Sen de insani özelliklerinden, kibrinden ve benliğinden sıyrılıp "öldüğünde", sırlar denizi seni başının üzerine koyar ve yüceltir. Sen dünyada zamanın en üstün bilgini bile olsan, dünyanın faniliğini ve yok oluşunu gör. Ey güzel dost! Fıkhın fıkhını, nahvin nahvini ve sarfın sarfını ancak yok olmakta bulursun.

Bizim bütün dünyevi bilgilerimiz bir su testisi gibidir, Allah'ın ilmi ise koca bir Dicle nehridir. Dicle'nin varlığından hakkıyla haberi olan kişi, elindeki o testiyi çoktan taşa çalardı.