3.sayfa
Vaat zamanı ulaşıp gün olunca, güneş doğudan yıldızları yaktı.
Padişah, sır olarak kendisine gösterileni görmek için pencerede bekliyordu.
Fazıl, olgun bir şahıs, gölge ortasında bir güneş gördü.
Uzaktan hilal gibi yaklaşıyordu. Yoktu, ama hayal şeklinde vardı.
Ruhtaki hayal, yok gibidir. Sen dünyayı, hayal üzere hareket eder gör.
Barışları ve savaşları bir hayal üzerinedir. Övünçleri ve arları bir hayaldendir.
Velilere tuzak olan hayaller, Allah'ın bahçesindeki ay yüzlülerin yansımasıdır.
Padişahın rüyada gördüğü hayal, misafirin yüzünde görünmekteydi.
Padişah, hâciblerin/kapıcıların yerine ilerledi; gaipten gelen misafiri karşıladı.
Her ikisi tanıdık, bilgili birer denizdi; her ikisi, dikilmeden birbirine dikilmiş candı.
-Padişah- dedi: "Sevgilim senmişsin, o değil. Fakat dünyada iş, işten doğar.
Ey sen bana Mustafa; ben sana Ömer olan kişi! Sana hizmet için hazırım."³
Edepte başarılı olmayı Allah'tan isteyelim. Edepsiz, Allah'ın lütfundan mahrum olmuştur.
Edepsiz, sadece kendisine kötülük yapmaz; hatta bütün dünyayı ateşe verir.
Gökten alım satımsız ve konuşup dinlemeksizin sofra gelmekteydi.
Musa'nın kavminin içerisinde birkaç edepsiz kişi "Nerede sarımsak ve mercimek?" dediler.⁴
Gökten sofra ve ekmek kesildi. Bize ekin ekmek, kazma ve orak zahmeti kaldı.
İsa tekrar şefaat edince Hak sofra gönderdi ve tabakta ganimet.
Küstahlar, yine edebi bırakıp dilenciler gibi yanlarına yemek aldılar.
İsa onlara yalvardı: "Bu süreklidir ve yeryüzünden eksilmez."
Büyüğün sofrasında kötü düşüncelilik etmek ve ihtiras göstermek, küfürdür.
Bu rahmet kapısı, hırslarından dolayı bu görmemiş dilencilerin yüzlerine kapandı.
Zekât verilmediğinde bulut gelmez, zinadan her tarafa veba yayılır.
Huzursuzluklar ve kederden her ne ile karşılaşırsan, korkusuzluktan ve de küstahlıktandır.
Dostun yolunda korkusuzluk gösteren kişi, erlerin yol kesicisidir ve namerttir.
Bu felek, edepten nurla dolmuştur. Melek edeple masum ve pak oldu.
Güneşin tutulması, küstahlıktandır. Azâzîl/şeytan, cüretinden dolayı kapı dışarı oldu.
Padişahın rüyasında gösterilen veliyle görüşmesi
Kollarını açtı, ona sarıldı. Aşk gibi onu canına ve gönlüne aldı.
Elini ve alnını öpmeye başladı; yurdundan ve yolundan sormaya başladı.
Sorular sora sora, onu başköşeye kadar götürdü. "Sonunda sabırla hazine buldum" dedi.
Dedi: "Ey Hak nuru ve darlığı gideren, 'Sabır, ferahlığın anahtarıdır' sözünün manası!
Ey karşılaşması, her sorunun cevabı olan! Müşkül, konuşulmaksızın seninle hallolur."
³ Yazmada kenara şu başlık ilave edilmiştir: Yardım edici Allah'tan bütün durumlarda edebe uymada başarı dilemek ve edepsizliğin zararlarının vahameti.
⁴ Kur'ân-ı Kerim, Bakara, 2/61. ayetten bir bölüm: "Ya Musa! Biz bir türlü yemeğe elbette sabredemeyiz. Bizim için rabbine dua et de yerin bitirdiği tere, hıyar, buğday, mercimek, soğandan bizim için de çıkarsın."